Vücudumuzdaki kemik kütlemiz çocukluk döneminden başlayarak zamanla artış göstermektedir. Ergenliğe kadar hızlı bir şekilde artış gösteren kemik oranındaki artış, 30lu 40lı yaşlarda en yüksek orana ulaşarak durur ve bu yaşlardan sonra kemik kitle oranında düzenli bir şekilde azalma başlar.
Kadın-erkek bireyler arasında değişiklik göstermekte, kadınların kemik kitlesi erkeklere göre daha az olduğu için menapoz dönemini takiben 10 yıl içerisinde kemik erime oranları yüksek seyretmektedir.Kemik dokunun kayba uğrayıp, kemik kitle oranının azalmasına bağlı olarak kemiklerin hafif bir zorlanma durumunda yada ani bir harekette kırılma ihtimali artmaktadır.
Halk arasında kemik erimesi olarakta adlandırılan osteoporozda bu ihtimali azaltmak için fizik tedavi çok önemli bir yere sahiptir. Osteoporozda kemik yıkımı sessiz ve yavaş bir şekilde meydana geldiği ve ağrısız olduğu içinde genellikle erken dönemde fark edilememekte, herhangi bir kırık durumunda yada bir komplikasyonun şüphe uyandırması sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Ağrısız ve sessiz ilerlemesi bir çok risk faktörününde habercisidir.Oluşan kırıklar ölüm risk faktörleri arasındadır, yatağa bağımlılığa sebep olabilir, tedavi maliyetini artırabilir. Genellikle yaşla birlikte artan kemik erimesi oranıan bağlı olarak özellikle omuz,kalça eklemi,omurga kemikleri ve el bileği kemiğinde kırıklar oluşmakta,önemsenmeyecek küçük darbeler bile büyük risk taşıyabilmektedir.
Vücut tek parçadır ve tüm sistemler bir biri ile bağlantılıdır.Omurgada oluşabilecek bir kırık boy kısalığına ve kamburlaşmaya bunlarda zamanla farklı bölgelerde ağrılara ve deformasyonlara sebep olabilir. Sırt, bel, boyun ağrıları beraberinde oluşabilir. Kırıklar içerisinde en çok korkulan kırık kalça ekleminde oluşan kırıklardır.
Kalça eklemi kırık duırumunda konservatif tedavinin zor olduğu ve cerrahi gerektiren bir kırıktır ve ameliyat durumunda emboli nedeniyle hastanın ölüm riski olduğu için tedavisi çok riskli ve zor bir kırıktır. Bu kırıklarda ameliyat sonrası iyileşme güçtür ve yatağa bağımlı kalma riski vardır. El bileği eklemindeki kırıklarda ise kaynama bozuklukları, his ve duyu kayıpları ,eski potansiyeline dönememe gibi problemler görülebilmekle birlikte diğer kırıklara göre iyileşme potansiyeli daha yüksek olan bir kırıktır.
Özellikle 50li yaşlardan itibaren hızının arttığı kemik erimesi(osteoporoz) menapoz dönemindeki kadınların çoğunda görülmekle birlikte yüksek kırık riskini beraberinde getirmekte, erkekler içinde son derece önemli bir sağlık sorunu haline gelmektedir. Menapoz insan doğası gereği önlenemez bir süreç olduğu için bu dönemde osteoporozda kaçınılamaz bir sağlık problemidir. Kaybedilen kemik kitlesi geri döndürülemez olduğu için bu dönemde kemik yıkımını minimuma indirmek ve komplikasyonları, kırıkları engellemek asıl hedefimizdir.
OSTEOPOROZ ( KEMİK ERİMESİ ) OLUŞUM NEDENLERİ VE RİSK FAKTÖRLERİ
İnsan doğası gereği vücumuzda sürekli bir kemik yapımı ve pnu izleyen bir kemik yıkımı gerçekleşmekte ve bu bir dengede ilerlemektedir. Kemikteki yıkım oranının artıp yapım oranını geçmeye başladığı süreçte osteoporoz yani halk arasındaki adıyla kemik erimesi başladı diyebiliriz.
Kemik dokuyu oluşturan iki önemli mineral kalsiyum ve fosfattır. Bu minerallar alınmaz veya yetersiz alınırsa kemik dokuda kırılganlık söz konusu olabilir ve hasara açık bir yapı halini alabilir.Kadınlarda salgılanan Östrojen hormonuda kemik doku için önemlidir.Menapozla birlikte azalan hormpn seviyesi kadınlarda hızla azalan kemik kitlesininde oluşum nedenidir.
Sigara kullanmak, düzensiz beslenmek, beyaz ırk, minyon tipli bir vücuda sahip olmak, kemik dokuyu koruyan ve örten kas dokunun yeterli güçte ve dayanıklılıkta olmaması, erkeklerde testesteron oranının kadınlarda ise östrojen miktarının az olması, ailede osteoporoz hikayesinin bulunması, yetersiz kalsiyum ve fosfat alınması, aşırı alkol kafein tüketimi, hareketsiz sedanter yaşam tarzı, diğer sistemlere ait hastalıklar gibi bir çok faktör osteoporozun sebebi ve risk faktörü olabilmektedir.
Osteoporoz Tedavi ve Önleme Nasıl Olur?
Osteoporozda Fizik Tedavi
Osteoporoz oluştuktan sonra geri dönüşü olmayan ve oluşması ve ilerlemesini engellemek için yapabileceklerimiz olan bir metabolizma hastalığıdır.Asıl hedefimiz kemik yıkımını azaltmak, vücuttaki kemik oranını ve yoğunluğunu artırmaktır. Kemik erimesinin en önemli faktörü oluşamaya başlamadan oluşmasını engellemektir. Tanı kemik mineral yoğunluğu ölçülerek konmaktadır.Erken tanı çok önemli bir kriterdir.
Dengeli ve düzenli beslenmek ve yaşamak, yeterli D vitamini almak, düzenli egzersiz, sigara-alkolü bırakmak, yeterli güneş ışığı almak gibi bir çok faktör etkili olmaktadır.
Bu yöntemler kemik kütlesini artırmaya, düzgün postürü sağlamaya, kas gücünü, denge ve koordinasyonu geliştirmeye, düşmelerden ve kırıklardan korumaya, akut ve kronik ağrıyı kontrol altına almaya, ambulasyon ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık kazandırmaya ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik multidisipliner girişimlerden oluşmaktadır (1). Korunma ve tedavide ideal egzersiz tipinin, yoğunluğunun, sıklığının ve süresinin belirlenmesinde fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlarının rolü önemlidir (2).
Kaynakça
- Sindel D. Osteoporozda rehabilitasyon. Osteoporoz Kitabı. İstanbul: Epsilon Matbaası; 2002. s.122-34.
- Oral A, Küçükdeveci AA, Varela E, Ilieva EM, Valero R, Berteanu M, et al. Osteoporosis. The role of physical and rehabilitation medicine physicians. The European perspective based on the best evidence. A paper by the UEMS-PRM Section Professional Practice Committee. Eur J Phys Rehabil Med 2013;49:565-77.
İlgili İçerikler :